• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/imamhuseyin.mescidi?fref=ts
  • https://plus.google.com/u/0/112418602123481358174?tab=wX#112418602123481358174/posts?tab=wX/posts
    • YA-ALİ-DER
    • ANTAKYA İMAM ALİ (a.s.) İNANÇ VE KÜLTÜR DERNEĞİ
Kütüphane (E-Kitaplar)
Müslüman Bilim Adamları
Özel Şahsiyetler

Nebi-Resul-İmam-Halife



NEBİ – RESUL – İMAM - HALİFE

1-    NÜBÜVVET (NEBİ) MAKAMI:

            “Nebi” kavramı, önemli haber anlamına gelen “nebe” kökünden türemiştir. Bu esas üzere “nebi”nin lugattaki anlamı büyük bir haber taşıyan veya büyük bir şeyi haber veren kimse anlamındadır. Farsça (ve Türkçe) eşanlamı Peygamber olan Nebi kelimesi Kur’an dilinde de yüce Allah’tan ilahi vahyi çeşitli şekillerde alan ve başka bir aracı beşer olmaksızın Allah tarafından haber veren bir haberci anlamındadır. Bu esas üzere Nebi’nin görevi, vahyi algılama ve kendisine ilham edilen şeyleri insanlara bildirme çerçevesiyle sınırlıdır. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyurmuştur:

فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ

“Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi.”

[Bakara suresi, 213. ayet]

 

2-    RİSALET (RESUL) MAKAMI:

            Resul kavramı da, vahiy alma ve Allah tarafından vahyi bildirme görevinin yanı sıra ilahi risaleti ulaştırma görevini üstlenen ve bu risaleti insanlara bildirmekle görevlendirilen kimsedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyurmuştur:

فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاَغُ الْمُبِينُ

“Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.”

[Maide suresi, 92. ayet]

   O halde risalet makamı, “nebi”ye bağışlanan başka bir makamdır ve başka bir tabirle nübuvvet ve risalet kavramı Allah’tan vahiy alan Peygamberlerin özelliklerinden iki özelliğine işaret etmektedir. Bu esas üzere Peygamberler vahyi algıladıkları ve haber taşıdıkları hasebiyle nebi olarak adlandırılmaktadırlar ve bu vahyi insanlara ulaştırma görevini üstlendikleri için de Resul olarak adlandırmaktadırlar.
            Bütün bu sözlerden şu sonucu çıkarmak mümkündür ki Peygamberler nübuvvet ve risalet çerçevesine kaldığı müddetçe sadece helal ve haramı ilan eden, insanlara hayır ve saadet yolunu gösteren ve Allah tarafından haber vermek veya sorumlu kılındıkları risaleti ulaştırmaktan başka hiçbir sorumlulukları olmayan hidayet edici kimselerdir.

 

3-    İMAMET MAKAMI:

            “İmamet” makamı Kur’an-ı Kerim açısından adı geçen iki makamdan apayrı bir makamdır ve de toplumun önderliği, müdüriyeti ve liderliği hususunda daha geniş yetkilerle donatılmıştır. Bakınız yüce kitabımız Kur’an’ı Kerimde İmamet makamının yüceliği şu ayet ile açıklanmıştır.

وَإِذِ ابْتَلَى إِبْرَاهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا

Hani Rabbi İbrahim'i bir takım kelimelerle denemiş, o da onları yerine getirmişti. Allah, “Seni insanlara imam kılacağım”demişti.”

[Bakara suresi, 124. Ayet]

 

   İmam Sadık (a.s.) ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala Hz. İbrahim’i (a.s.) peygamber seçmeden önce kul olarak seçti ve şüphesiz Allah onu resul seçmeden önce nebi olarak seçti ve şüphesiz Allah onu halil olarak seçmeden önce resul olarak seçti ve şüphesiz Allah onu imam kılmadan önce halil olarak seçti. Bütün bu makamları onda bir araya toplayınca da şöyle buyurdu: Şüphesiz ki ben seni insanlara imam kılacağım.” el-Kafi, 1/175/2

 

Şüphesiz ki Mezkur ayet açık bir şekilde imamet kavramının nübuvvet ve risalet kavramından ayrı bir kavram olduğuna tanıklık etmektedir. Zira İbrahim (a.s) ilahi imtihana tabi tutulmadan, örneğin oğlu İsmail’i kurban etme kararını almadan yıllar önce nübuvvet makamına nail olmuştu. Bu konu aşağıdaki delille de ispat edilebilir:
Hepimizin bildiği gibi yüce Allah İbrahim’e yaşlılık döneminde İsmail ve İshak adında iki çocuk ihsan etti. Zira Kur’an-ı Kerim İbrahim’den naklen şöyle buyurmaktadır:

الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي وَهَبَ لِي عَلَى الْكِبَرِ إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَقَ

“Kocamışken, bana İsmail ve İshak’ı veren Allah’a hamd olsun.”

[İbrahim suresi, 39. ayet]

 

   Buradan da anlaşıldığı üzere ilahi imtihanlardan biri, yani Allah’ın neticede kendisine imamet makamını taktir ettiği büyük ve zor imtihan olan İsmail’i kurban etme kararı Hz. İbrahim’in ömrünün son zamanlarında vuku bulmuştur ve İbrahim ömrünün son yıllarında insanlara imamlık etme makamına nail olmuştur. Oysa İbrahim bundan yıllar önce Nübuvvet makamına sahipti. Zira zürriyet sahibi olmadan önce de nübuvvetin nişanesi olan ilahi vahiy kendisine inmişti. İmamet makamı, nübuvvet ve risalet makamından ayrı bir makamdır ve sorumluluklarının ve yetkilerinin genişliği hasebiyle de yüce bir değere ve üstün bir konuma sahiptir. Unutulmamalıdır ki her Nebi İmamet makamında olmadığı gibi, İmamet makamındakilerinin Nebi olma zorunluluğu da yoktur.

 

4-    HİLAFET (HALİFE) MAKAMI:

            Peygamber Efendimizden (s.a.a.) sonra, ümmetin işlerini çekip çevirecek, Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şeriflerin zâhirî-bâtınî hakîki manalarını beyân edecek ve onlardan çıkarılan hükümleri tatbîk edecek bir liderin ve imamın Allah tarafından tayin edilmesidir. Halife masum (hatalardan arınmış ve günahsız) olmalıdır. Bu sebeple insanların kendi seçimleri ile tayin edilemez. Ancak ve ancak Allah’ın iradesi ve peygamberin tebliği ile halife tanınabilir.
 
   Hilafet imametin sadece bir küçük bölümüdür. İmamların halifelik makamını icra edememeleri onların imametine bir noksanlık getirmez. Gerçi hilafet imametten ayrılmaz, ama onların fiilen halifeliğinin kabul edilmemesi, aynı imametlerinin kabul edilmemesinde olduğu gibi onlara bir noksanlık getirmez. Peygamberler için de bu böyledir. Dünyada Hz. Muhammed’in (s.a.a.) peygamberliğini kabul etmeyen milyonlarca insan vardır. Bunun gibi onun asr-ı saadetinde de İslam dinini ve dolayısı ile peygamberliğini kabul etmeyen ve hükümlerine tabi olmayan dünyanın bir çok yerinde milyonlarca insan vardı. Ama bunların hiç biri O’nun (s.a.a.) peygamberliğine bir noksanlık getirmemiştir ve getiremez de.  İmamlar, Hz. Muhammed’in getirdiği dinin açıklayıcıları ve koruyucularıdırlar.

Yorumlar - Yorum Yaz