• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/imamhuseyin.mescidi?fref=ts
  • https://plus.google.com/u/0/112418602123481358174?tab=wX#112418602123481358174/posts?tab=wX/posts

ANTAKYA İMAM ALİ (a.s.) İNANÇ VE KÜLTÜR DERNEĞİ 
İMAM HÜSEYİN (a.s.) MESCİDİ

HZ. ALİ’NİN (A.S.) KABE’DE ZUHURU (DOĞUMU)

 

 

 

HZ. ALİ’NİN (A.S.) KABE’DE ZUHURU (DOĞUMU)

 

 

Hz. Ali (a.s)’ın seçkin bir özelliği de doğduğu mekandır. Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e (s.a.a.) kadar hiçbir peygamber ve vasileri bu büyük özelliğe sahip olamamıştır. O bu konuda da tektir. Hz. Ali (a.s) Kabe’de doğmuştur.

 

Ehli sünnet ve Şia’nın sahih kaynak kitapları esasına göre, Emiru’l Mümin’in Ali b. Ebu Talip (aleyhi selam) amu’l Fil yılının 30. Yılından sonra 13 Recep’te Mekke de Allah’ın evi Kâbe’de dünyaya geldi.

 

Kâbe’nin Hz. Ali’nin (aleyhi selam) değerli annesi için yarıldığı yere şimdilerde “Müstecar” denmektedir ve Rukn-u Yemani”ye yapışık vaziyettedir.

 

O günden bu yana yaklaşık 1460 yıl geçmesine rağmen, bu zamana kadar Kâbe defalarca onarılmış ve hatta yeniden yapılmıştır, ama her defasında onarım ve yeniden yapılmasından sonra ve hatta taşlarının değiştirilmesine rağmen yine de yarılan yer her defasında açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

 

Arap tarihçilerin yazdığına göre: Hz. Ali’nin (a.s.) annesi “Fatıma binti Esed (s.a.) doğum anı yaklaştığında sancıları artmış o da Kabe’nin yanına giderek Allah-u Teala’ya doğumu kolay olması için dua etmiş ve şu şekilde bir münacatta bulunmuştu: “Allah’ım! Ben sana ve senin tarafından gönderilen tüm peygamberlere ve kitaplara inanıyorum ve bu binayı yapan ceddim İbrahim-i Halil peygamberin sözlerini tasdik ediyorum. İlahi! Bu binayı yapan ve karnımda olan bu çocuğun hürmeti hakkı için bu çocuğun doğumunu kolaylaştır.

 


Bu duanın ardı sıra Aniden Kabe’nin duvarı (o zamanlar Mescid’ul- Haram’ın ortasındaydı yer düzeyinde olan kapısı her zaman kapalıydı, sadece özel mevsimlerde açılıyordu.) yarıldı veya kapalı kapısı açıldı (rivayetlerde her ikisi geçmektedir) bir ses duyuldu; “Ey Fatıma Kabe’ye gir!”‌ Etrafta olan halkın gözleri önünde Fatıma Kabe’ye girdi, kapı veya duvar ilk haline döndü, herkes şaşırdı, orada hazır bulunan Abbas olayı görünce hemen Ebu Talib’e haber verdi. Kabe’nin anahtarı yanında bulunan Ebu Talib (a.s.), hemen geldi ve ne yaptılarsa da bir türlü kapıyı açamadılar.

 

Fatıma tam üç gün, zahiren hiçbir yemek ve bakıcı olmaksızın Kabe’de kaldı. Bütün Mekke’de o konuşuluyordu. Üçüncü gün girdiği yerden geri çıktı. Halk Fatıma’nın kucağında nur topu gibi bir çocuğu olduğunu gördüler.

 

Esedullah vücuda geldi, Perdenin arkasında var olan geldi.

 

 

 

Aslında rivayetlerle göre bu olaydan önce benzer bir olay yaşanmıştır.  İsa bin Meryem doğumu esnasında annesi Hz. Meryem (a.s.) Beytül Makaddes’e yaklaşmış, gaybi bir ses Hz. Meryem’i (s.a.) Beytül Mukaddes’ten dışarı çıkarmıştır. Bu ses şöyle diyordu: “Evden (Beyt’ul- Mukaddes’den) dışarı çık, bu ev ibadet yeridir, doğum yeri değil.”

 

Ama Hz. Ali (a.s)’ın doğumu yaklaştığında annesi Esed kızı Fatıma Kabe’ye çağrılmıştır. Hem de tesadüfen kabe olan ve bir anda doğum yapan bir kadın gibi değil, davet edilmiş bir misafir gibi çağrılmıştır.

 

HZ. ALİ’YE İSMİ NASIL VE KİM TARAFINDAN VERİLDİ?

 

“Ali doğunca annesi, babasının adı olan “Esed”‌ adını ona verdi. Ebu Talib bu isme razı olmadığından dolayı şöyle dedi: “Ey Fatıma, bugün Ebu Kubays dağına ( bazılarına göre ise Mescid’ul- Haram’a) gidelim. Allah’tan bu çocuk için bir isim dileyelim.”‌ Birlikte akşam olunca Ebu Kubays dağına (veya Mescid’ul- Haram’a) gidip dua ettiler. Ebu Talib (a.s), duasını bir şiir şeklinde şöyle beyan etti:

 

يَا رَبِّ يَا ذَا الْغَسَقِ‏ الدُّجِيِ‏

وَ الْقَمَرِ الْمُبْتَلِجِ الْمُضِيِ‏

بَيِّنْ لَنَا مِنْ حُكْمِكَ الْمَقْضِيِ‏

مَا ذَا تَرَى فِي اسْمِ ذَا الصَّبِيِ‏

 

Ya Rabbi, ey karanlık gecenin sahibi!

Ve aydınlatan ayın Rabbi!

Gizli emrini bize beyan et.

Bu bebeğin ismini ne koyalım?

 

O anda gökten bir ses geldi, Ebu Talib başını kaldırdığında üzerinde dört satır yazılı yeşil bir levhayı gördü, hemen onu aldı, göğsüne dayadı. Üzerinde şu şiir yazılıydı:

 

خُصِّصْتُمَا بِالْوَلَدِ الزَّكِيِ‏ 

وَ الطَّاهِرِ الْمُنْتَجَبِ الرَّضِيِ‏

فَاسْمُهُ مِنْ شَامِخٍ عَلِيٍ‏

عَلِيٌّ اشْتُقَّ مِنَ الْعَلِيِ

 

Sizlere temiz bir çocuk verdik;

O pâk, seçilmiş ve hoşnut olduğun biridir.

İsmi Allah-u Teala tarafından Ali’dir;

Ki Aliyy’ul A’la’dan türemiştir.

Bunun üzerine Ebu Talib çok sevindi ve Allah-u Teala için secdeye kapandı. Hemen on deve kurban kesti ve o levhayı Mescid’ul- Haram’a astı, Haşim oğulları Kureyş’e karşı o levhalarla övünüyordu. O levhalar Haccac’ın Abdullah bin Zübeyr’le yaptığı savaşa kadar orada duruyordu, sonra kayboldu.”‌

Bu olay şu kaynaklarda geçmektedir

Meveddet’ul- Kurba’nın 8. Mevedde’sinde (Abbas bin Abdulmuttalib’ten naklen),

Yenabi’ul- Mevedde – 56 (Süleyman Belhi)

 

 

 

EHLİSÜNNET KAYNAKLARINDA HZ. ALİ’NİN KÂBE’DE DÜNYAYA GELİŞİ

 

Hz. Ali’nin (a.s) Kâbe’de dünyaya gelişi Ehlisünnet açısından da inkar edilmez bir tarihi gerçektir. Hatta bazı Ehlisünnet âlimleri bu konunun mütevatir olduğunu iddia etmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:

 

1-Hâkimi Nişaburi (405.H)

 

“Fatıma b. Esed’in Emirülmüminin Ali’yi (Kerremellahu vecheh) Kâbe’nin içinde dünyaya getirdiği konusunda tevatür haddinde hadisler nakledilmiştir.”

 

(Nişaburi; Muhammed b. Ebu Abdullah el-Hâkim (Ö.405 H) el-Müstedreku Ale’s-Sahiheyn c.3. s.550. Tahkik: Mustafa Abdülkadir Ata. Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut-Birinci Baskı 1411:H-1990 M) Hâkim Nişaburi Tercümesi

 

2-Şah Veliyullah Dehlevi (Ö.1176.H)

 

Yazar “İzaletul Hifa An Hilafetil Hulefa” adlı eserinde Emirülmüminin Ali’nin menakıbında şöyle yazıyor: “Onun (Radiyallahu anh) menkıbelerinden biri de doğumunun Kâbe’nin içinde vuku bulmasıdır.”

 

(Dehlevi, Muhaddis Hind lakabıyla bilinen Şah Veliyullah (Ö.1180.H) İzaletul Hifa An Hilafetil Hulefa c.4. Bab: Emma Me’suru Emirilmüminin ve İmamu Eşcaiin Esedullahil Galib Ali b. Ebi Talib (Radiyallahun Anh) Tashih ve Müracaat: Seyyid Cemaluddin Herevi)

 

3-Sıbt b. Cevzi (Ö.654 H)

 

“Rivayet edilmiştir ki Fatıma b. Esed (s.a) hamile haliyle Beytullah’ı tavaf ediyordu. Doğum sancısı vücudunu kapladı, bunun üzerine Kabe’nin kapısı açıldı ve Fatıma Binti Esed Hz. Ali’yi (a.s) orada dünyaya getirdi.”

 

(Sıbt b. Cevzi el-Hanefi; Şemsuddin Ebul Muzaffer Yusuf b. Fergali b. Abdullah el-Bağdadi, Tezkiratul Havas, s.20. Yayıncı: Muessesetu Ehlilbeyt-Beyrut-1401:H, 1981 M.)

 

4-Mes’udi (Ö.346.H)

 

Ali b. Hüseyin Mes’udi, Şafii mezhebinin meşhur edip ve tarihçisidir. Hz. Amirülmüminin Ali ‘anin (a.s) Kâbe’de dünyaya gelişi hakkında şöyle diyor: “Ali’nin doğum yeri Kâbe’dir.”

 

(el-Mes’udi; Ebul Hasan Ali b. Hüseyin b. Ali (Ö.346.H) Murucu’z-Zeheb c.1, s.313)

 

6-İbni Sabbağ el-Maliki (Ö.855.H)

 

İbni Sabbağ Maliki “Fusulul Muhimme” adlı eserinde şöyle yazar: “Ali (aleyhisselam), Şehrullah’ın yani recep aynının on üçü Cuma gününde Ammul Fil yılınının otuzunda ve hicretten 23 yıl önce Mekke-i Müşerrefe’de Beytullah’ın (Kabe) içinde dünyaya geldi… ondan önce kimse Mekke’de dünyaya gelmemiştir. Bu bir fazilettir ki Allah-u Teala bu fazileti hazretin makamını tazim ve yüceletmek için ona mahsus kılmıştır.”

 

(ibni Sabbağ; Ali b. Muhammed b. Ahmed el-Maliki el-Mekki (Ö.855.H) el-Fusulul Muhimmeti Fi Marifeti Eimme c.1, s.171, Tahkik: Sami el-Gurayri, Yayıncı: Darul Hadis Lit-Tibaeti Ven-Neşri-Qom, Birinci Baskı, 1422.H)

 

7-Halebî (Ö.1044.H)

 

Ali b. Burhanuddin Halebî: meşhur Sirei Halebi adlı eserin sahibidir. Uzun bir bahisten sonra Ali’nin (aleyhisselam) doğumunun Kabe’nin içinde gerçekleştiğine deliller ikame etmiş ve şöyle demiştir: “Çünkü o hazret Kabe’nin içinde dünyaya geldi ve o zamanlar Resulullah (s.a.a) 30 yaşındaydı.”

 

(el-Halebî; Ali b. Burhanuddin (Ö.1044.H) es-Siretul Halebiyye Fi Siretil Emini vel-Me’mun c.1,s.226, Yayıncı, Darul Marife-Beyrut,1400.H)

 

 

Şimdiye kadar özetle okuduklarınız hadis ve ilim erbablarından kesitlerdi. Konuyla ilgili daha geniş bilgiye sahip olmak için şaheser olan değerli el-Gadir kitabının c.6 ve Şerhu İhkakil Hak c.17’ne müracaat edilebilir.

 

ALEVİ-ŞİA KAYNAKLARINDA DOĞUM

Ebû Hamza Sümâlî’den şöyle nakledilmiştir: İmâm Zeynü’l-Âbidin’in (a.s) şöyle buyurduğunu duydum: “Fâtıma bint-i Esed (r.a), tavaf hâlinde olduğu bir sırada doğum sancısı tuttu. Ardından Kâbe’nin içerisine girerek Hz. Emirü’l-Müminin’i (a.s) orada dünyaya getirdi.“

Ravzatü’l-Vâizin, c.1, s.81.

 

Attâb b. Üseyd’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Hz. Emirü’l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib (a.s), bi’setten on iki yıl önce, Recep ayının on üçüncü gecesi, Cuma günü, Mekke’de Beytullah’il-Harâm’da dünyaya geldi. Resulullah (s.a.a) o sırada 28 yaşındaydı.”

Bihârü’l-Envâr, c.35, s.7.

 

Yine şöyle rivâyet edilmiştir: “Resulullah’ın (s.a.a) vasîsi ve onun halifesi olan, adil İmâm, mürşid olan seyyid, en büyük sıddık, vasîlerin efendisi ve muvahhidlerin İmâmı, Ebû’l-Hasan Emirü’l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib b. Abdi’l-Muttalib b. Hâşim b. Abd-i Menâf (a.s), Mekke’de Beytu’l-Harâm’ın içinde, Fil yılından 30 yıl sonra, Recep ayının 13. gecesinde, Cuma günü dünyaya geldi. Annesi Fâtıma bint-i Esed b. Hâşim b. Abd-i Menâf’dır. O (Hz. Ali) Hâşimîlerden ilk iman eden kimsedir.”

Ravzatü’l-Vâizin, c.1, s.76; El-İrşâd, Şeyh Müfid, s.9.

 

 

Hz. Ali (a.s) Fil yılından 30 yıl geçtiği bir sırada Allah’ın halis ayı Receb’in on üçünde, Mekke’de Beytullah’il-Harâm’ın (Kâbe’nin) içinde dünyaya geldi. Beytullah’il-Harâm’da ne ondan önce ne de sonra başka hiçbir kimse dünyaya gelmemiştir. Allah-u Teâlâ onu yüceltmek, rütbesini yükseltmek ve kerametini açığa vurmak için bu fazileti sadece ona has kılmıştır.”

Keşfü’l-Ğumme, c.1, s.59,

İrşâdü’l-Kulûb, s.211,

İ’lâmü’l-Verâ, s.159,

Keşfü’l-Yakîn, s.17 (cüz’î farkla);

Emirü’l-Müminin Ali (as)’ın Kâbe’de dünyaya geldiği ile ilgili nakilleri bir çok muteber Sünnî kaynakta da bulmak mümkündür. Biz sadece bir kaçına değinmekle yetiniyoruz:

Müstedrekü’s-Sahihayn (Hakim Nişabûrî), c.3, s.483;

Nuru’l-Ebsâr (Şeblencî), s.76;

el-Fusûlu’l-Mühimme, (İbn Sabbâğ Malikî), s.12;

Kifayet-ut Tâlib (Gencî Şafiî), s.406;

Usdu’l-Gâbe (İbn Abdurab-bih), c.4, s.31;

es-Sîretu’l-Halebiyye, c.1, s.139;

Tezkiretu’l-Havass, s.10;

Menakıb-u Ali b. Ebî Talib (İbn Meğazilî), s.7.

 

 

HZ. ALİ’NİN (A.S.) KABE’DE DOĞUMU İLE İLGİLİ YAPILMAYA ÇALIŞILAN TAHRİFAT

 

Gerek Şia itikadına göre gerekse İbni Sabbağ Maliki ve Genci Şafii gibi birçok Ehlisünnet ulemasına göre Emirül Müminin Ali’den (a.s) başka hiç kimse Mekke’nin içinde dünyaya gelmemiştir. Bu büyük fazilet sadece Hz. Ali’nin (a.s) yüce şahsiyetine münhasırdır. Ne ondan önce ne de sonra kimde o kutsal mekanda dünyaya gelme şerefine nail olmamıştır. Ancak ne yazık ki tarihin tahrifçileri ve Emirül Müminin Ali’nin (a.s) düşmanları hazrete ait bu özel fazileti onun diğer faziletleri gibi ya temelden inkar etmişlerdir ya da başkalarını da hazretin sıfatlarına ortak kılmışlardır.

 

Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyt’ine mahsus olan faziletlerinden tahrife uğramayan ve çeşitli tevillerle başka manalar yüklenmeyen faziletlerin pek az olduğunu iddia edersek abartmış sayılmayız. Tahrifçilerin tahrifinden nasibini alan faziletlerden biri de Hz. Ali’nin (a.s) Kabe’nin içinde dünyaya geldiğidir, hatta ne hazretten önce ne de sonra kimsenin orada dünyaya gelmediği nakledilmiştir. Bu nakil ve iddialara rağmen bazıları Hekim b. Hezam’ın da Kabe’nin içinde dünyaya geldiğini ileri sürmüşlerdir. Bu görüşü ilk iddia eden kimse Zübeyr b. Bukar’dır. (Ö.256.H) Ne Zübeyr b. Bukar’dan önce ne de sonra hiçbir Ehlisünnet alimi bu görüşü ne savunmuştur ne de bir kitapta nakletmiştir.

 

Zübeyr, “Cemheretu Nesebi Kureyş” adlı eserde şöyle yazıyor: “Hekim b. Hezam’ın annesi Kureyşli kadınlarla birlikte Kabe’ye girdi. O karnında Hekim b. Hezam’ı taşıyordu, ansızın doğum sancısı vücudunu sardı ve karnındaki çocuğunu Kabe’de dünyaya getirdi.”

(ez-Zübeyr b. Bukar b. Abdullah (Ö.256.H) Cemheretu Nesebi Kureyş ve Ahbaruha c.1,s.77)

 

Zübeyr b. Bukar bu rivayeti Mus’ab b. Osman b. Mus’ab b. Urve b. Zübeyr b. el-Avam’dan nakletmektedir ki hadis birkaç açıdan zayıftır;

 

1-Mus’ab b. Osman meçhuldür ve hiçbir rical kitabında adı geçmemiştir.

 

2-Rivayet mürseldir; çünkü Mus’ab b. Osman bu olaydan onlarca yıl sonra dünyaya gelmiştir. Olaydan çok sonralar dünyaya gelen biri böyle bir haberi nasıl nakledebilir?

 

3-Bu rivayet Zübeyr Hanedanı’nın özellikle de Zübeyr’in uydurduğu tutarsız bir iddiadır. Çünkü Zübeyr Hanedanı, Ehlibeyt’e (a.s) olan düşmanlığından dolayı onlarca efsane uydurmuştur ki o efsanelerden biri de Hekim b. Hezam’ın Kabe’de dünyaya gelme efsanesidir. Bu efsane de Emirül Müminin Hz. Ali’ye (a.s) özgü faziletleri örtbas etmek ve hazretin Kabe’de dünyaya gelişini sıradan bir olay gibi göstermek için uydurulmuştur.

 

Diğer taraftan Hekim b. Hezam ile Zübeyr Hanedanı amca çocuklarıydılar; çünkü Hekim b. Hezam b. Huveylid b. Esed b. Abduluzza ve Zübeyr Hanedanı Esed b. Abduluzza’ya yetişmektedirler. Zübeyr Hanedanı’nın kendi amca çocukları hakkında böyle bir fazilet efsanesini uydurmaları da muhetemeldir.

 

Biz sadece bir kaçına değinmekle yetiniyoruz: Müstedrekü’s-Sahihayn (Hakim Nişabûrî), c.3, s.483; Nuru’l-Ebsâr (Şeblencî), s.76; el-Fusûlu’l-Mühimme, (İbn Sabbâğ Malikî), s.12; Kifayet-ut Tâlib (Gencî Şafiî), s.406; Usdu’l-Gâbe (İbn Abdurab-bih), c.4, s.31; es-Sîretu’l-Halebiyye, c.1, s.139; Tezkiretu’l-Havass, s.10; Menakıb-u Ali b. Ebî Talib (İbn Meğazilî), s.7.

[4]- Ravzatü’l-Vâizin, c.1, s.76; El-İrşâd, Şeyh Müfid, s.9.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
581 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın